Ümmetin Emini - Ebu Ubeyde Bin Cerrah -2-

Halil Kara


Bir uyum ve teslimiyet kahramanı
Uysal, uyumlu, herkesle iyi geçinmesini bilen bir yapısı vardır Hz Ebu Ubeyd’e sosyal ahengi, kardeÅŸlik ruhunu muhafaza etmeye özen gösteren ve bu uÄŸurda kendisine takdim edilen makamları bile elinin tersiyle itebilen bir insandır. Bunun en güzel Örneklerinden biri Hudeybiye antlaÅŸması sonrasında Hz Ömer ile olan diyalogudur. O şöyle diyordu “Ey! İbn Hattap sen Resulullah’ın ne dediÄŸini duymuyor musun? Åžeytandan Allah’a sığın ve görüşünü kendine sakla” demesi üzerine Hz Ömer kendini toparlıyordu. Yine Hz Peygamber’in on bin kiÅŸilik ordusuyla Mekke’yi fethederken komutanlarından biride Ebu Ubeyd’e B. Cerrah’ı görüyoruz. Ve muhteÅŸem bir uyum ve teslimiyet kahramanlığını yaÅŸandığı Sel asil Gazvesi'ndeki tavrını görüyoruz. Onu zikretmekte fayda görüyoruz. Bu örnek olay, sahabenin hangi zor ÅŸartlar ve yokluk altında ilâyı kelimetullah için cihada çıktığına sadece bir tek örnektir. Yine Ebu Ubeyd’e 'nin ÅŸahsında, kumandanlık için nefsi tezkiye etmenin ve Resulullah'a kesin itaatin bir örneÄŸini görmek mümkündür: "Resulullah, Beliy ve Üzre kabilelerine Amr b. el-Âs'i bir grup sahabenin basında kumandan olarak gönderdi. Amr'ın validesi Beliy kabilesindendi. Amr, Cüzam mevkiinde Zâtü's-Selâsil denilen bir yerde durmuÅŸ, ilerleyememiÅŸ ve Resulullah dan yârdim istemiÅŸtir. Resulullah, içlerinde Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer'in de bulunduÄŸu bir birliÄŸi Ebu Ubeyd’e kumandanlığında Amr'a yardıma göndermiÅŸtir. Ebu Ubeyd’e 'ye: “Amr b. el-As ile aranızda ihtilâf çıkmasın” diye de tembih etmiÅŸtir. Hakikaten Amr ile karsılaÅŸtığında Ebu Ubeyd’e, Amr’ın kumandanlık hususunda bencil davrandığını görünce: “Allah Resulü bana 'Amr ile ihtilâf çıkarma' dedi; onun için sen beni dinlemezsen, ben seni dinlerim” demiÅŸtir. Ebu Ubeyd’e kumandanlığa daha lâyık olmasına raÄŸmen bu büyük davranışı göstermiÅŸtir.

Halifeler döneminde
Allah Resulü (s,a,s)'nün vefatını müteakip, halife seçimi için yapılan Beni Saide bahçesindeki toplantıda, ismi devlet baÅŸkanı adayları arasında geçer. Ve gariptir, onu destekleyenler arasında Hz Ebu Bekir de vardır. Ebu Ubeyd’e, bu teklifi reddederek, halifelik makamına Ebu Bekir'in daha layık olduÄŸu-nu söyler ve ona ilk biat edenler arasında yer alır. Elhak o, bu vazifeyi hakkıyla yerine getirebilecek vasıflara sahip birisidir. Nitekim Hz Ömer'in vefatı öncesinde: “EÄŸer Ebu Ubeyd’e saÄŸ olsaydı, devlet baÅŸkanlığına onu getirirdim.” demesi bunu göstermektedir. Hz Ömer'in, Ebu Ubeyd’e ye bakışını gösteren ÅŸu olay dikkat çekicidir: Bir gün Hz Ömer, arkadaÅŸları ile bir evde otururken, onlardan dilek, istek ve temennilerini sorar. Bazıları Allah yolunda infak etmek için ev dolusu altın, bazısı aynı gaye uÄŸrunda mücevherat temenni eder. Hz Ömer ise; “Ne kadar arzu ederdim bu ev, Ebu Ubeyd’e misali insanlarla dolu olsaydı.” diyerek hem temennisini ortaya koyar, hem de huzurda bulunan kiÅŸilere dolaylı bir mesaj verir. İki buçuk yıl sürecek olan Hz Ebu Bekir’in hilafet döneminde ümmetin emini olan Ebu Ubeyd’e üzerine düşeni tam bir teslimiyet göstererek yerine getirdi. Hz Peygamberin vefatında sonra Hz Ebu Bekir halife seçilir seçilmez, Usame ordusunu harekete geçirdi Ebu Ubeyd’e b.Cerrah’ta o ordu içerisinde yerini aldı, bu ordu selamet ile gidip geldikten sonra Hz Ebu Bekir irtidat hareketlerini bastırmak adına Halid b. Velid’i görevlendirdi ve birçok bölgede sükûnet saÄŸlandı. Bu dönem zarfında Ebu Ubeyd’e b. Cerrah Medine’de Hz Ebu Bekir in yanında yönetim iÅŸinde ona yardımcı oldu. Genelde mali iÅŸlere Hz Ömer ise yargı iÅŸlerine bakarak yeni halifenin yükünü paylaşılıyorlardı. Mali iÅŸler sorumlusu Ebu Ubeyd’e ilk olarak uygulaması ise halifeye maaÅŸ baÄŸlaması olduÄŸunu görüyoruz. Bunun sebebi ise hilafetin ilk günlerinde Hz Ebu Bekir sırtında elbiseler pazara doÄŸru giderken onu Hz Ömer ve Ebu Ubeyd’e görürler ne yaptığını sorduklarında pazara mal satmaya gittiÄŸini öğrenirler. Bunun doÄŸru olmadığını söylediklerinde Hz Ebu Bekir “Peki ailemi nasıl geçindireyim?” diye sorar. Bumun üzerine Ebu Ubeyd’e ashabın ileri gelenleri ile istiÅŸare ederek halifeye maaÅŸ baÄŸlar. İrtidat hareketleri bastırılınca Hz Ebu Bekir orduyu beÅŸ kola ayırdı;

1-      Halid b. Velid komutasında ırak ve çevresinde

2-      Yezid b. Ebu Sufyan komutasında Åžam bölgesine

3-      Amr b. As komutasında Filistin bölgesinde

4-      Şürahbil b. Hasane komutasında Ürdün ve civarında

5-      Ebu Ubeyd’e B. Cerrah komutasında Humus Suriye bölgesinde görevlendirdi.

Bu beÅŸ farklı bölgede sürdürülen fetih hareketlerini aynı zamanda kendi aralarında alt kademeleri oluÅŸturmuÅŸlardı. Hz Ebu Bekir bu beÅŸ kola ayırdığı İslam ordularının birleÅŸmesi halinde Ebu Ubeyd’e b. Cerrah’ın genel komutan olacağını bildirmiÅŸti. İslam’ın bu yiÄŸitleri görev alanları olan bu cephelerde cihad vazifelerini yerine getirirlerken Halid b. Velid ırak cephesinde büyük baÅŸarılar elde etmiÅŸ ve o ara görevini yerine getirme mutluluÄŸuyla hac yapmak için Mekke’nin yolunu tutmuÅŸtu. Tam bu sırada Bizans ellerindeki toprakları Müslümanlara bırakmanın acısını oradaki İslam ordularının durdurulması için o dönem yeryüzünü devasa bir ordusunu hazırlayarak İslam ordularını yurtlarından sürüp çıkarmak için 240 bin kiÅŸilik bir ordu tertiplendiÄŸinin haberini alan halife Allah’ın kılıcı Halid b. Velid’e derhal Suriye’ye hareket etme emri verir. Bunun üzerine Halid b. Velid, ikrime b. Ebu cehil, Amr b. As, Şürahbil b. Hasene, Yezid b. Ebu Sufyan ve Ebu Ubeyd’e B. Cerrah tüm askerlerin birleÅŸmesiyle 40 bin’e ulaÅŸan İslam ordusu kuruldu. Kendinde altı kat fazla olan inkâr ordusuyla savaÅŸmak için, Ürdün yakınlarında Yermük denen vadide toplanıp düşmanı beklemeye baÅŸladılar. Halid b. Velid buraya geldiÄŸi zaman baktı ki, İslam orduları her ne kadar aralarında bir birliktelik oluÅŸturmuÅŸlarsa da komuta yinede bir komutanda deÄŸil, her komutan kendi birliÄŸini idare etmektedir. Gerçi Ebu Ubeyd’e b. Cerrah genel komutan olarak atanmıştı ama İslam ordusu karşısında duran kendilerinden altı kat büyük olan düşmanla savaÅŸma yerine, dört farklı yönden savaÅŸmayı düşündükleri için aralarında bir birliktelik oluÅŸturmamışlardı. SavaÅŸ sanatında büyük bir dahi olan Halid böyle bir davranışın doÄŸru olmadığını fark etti. Tüm İslam ordularının tek bir cepheden ve tek bir komutadan hareket ederek ancak zafere ulaÅŸabileceklerini düşündü, bu amaçla tüm komutanları topladı ve ÅŸu tarihi konuÅŸmayı yaptı: “KardeÅŸlerim; gün büyüklük taslayıp kimin komutan olacağı tartışmasının yapılacağı gün deÄŸildir, gün ölüm kalım günüdür, gün İslam’ın ÅŸeref ve haysiyetini koruma günüdür. Düşman bizden sayıca fazla ve güçlüdür. EÄŸer biz düşman karşısına böyle çıkarsak Allah muhafaza yenilebiliriz, iyisi mi kimin komutan olacağı hiç önemli deÄŸil isterseniz her gün birimiz orduya komutanlık edelim. Ama ne olur tek cephede ve tek bir komuta altında savaÅŸalım.” Halid b. Velid’in bu etkileyici konuÅŸmasının ardından bir uyum kahramanı olan Ebu Ubeyd’e B. Cerrah kendi hakkı olan komutanlıktan feragat edip komutanlığı Halid B. Velide devretti. İslam orduları bu ÅŸevk ve heyecanla Yermük’e Bizans ordularını tarumar etti. İki ordu yermükte saf tutmuÅŸ savaşın baÅŸlamasını beklerken, o sıralar Ebu Ubeyd’e ’ye bir mektup ulaşır. Mektupta “Hz Ebu Bekir vefat etti ve beni de bu zor görev ile vazifelendirdi artık ben İslam’ın ikinci halifesiyim. Ey Ebu Ubeyd’e! Bu mektubum sana ulaşınca ordu komutanlığını Halid b. Velid’ten al, o da senin emrinde bir asker olsun.” dedi. Ebu Ubeyd’e B. Cerrah Hz Ebu Bekir’in vefatını nede Halit’in azledildiÄŸini savaÅŸ bitene kadar kimseye söylemeyip Halit B. Velide er olmayı seçti. SavaÅŸ bittikten sonra durum Halide anlatılınca, Halit kendini mahcup hissederek Ebu Ubeyd’e ’ye askerlere namaz kıldırmasını istedi. Hicretin 13. Yılı Hz Ebu Ubeyd’e, Åžam ve havalisinin fethini tamamladıktan sonra buraların tanzim ve idaresinin ıslahı ile meÅŸgul olmuÅŸtu. 18. Hicri Arabistan’da kıtlık olmuÅŸ, Hz Ömer valilerden yardım istemiÅŸti. Ona ilk yardım eden Hz Ebu Ubeyd’e olmuÅŸ Medine’ye derhal dört bin tük zahire göndermiÅŸ, bunları bizzat Medine’ye kadar götürerek Medine civarındaki ahaliye taksim etmiÅŸ sonra da vazifesinin başına dönmüştü.

Üstünlük takvada olduğunu iyi biliyordu

Hz Ebu Ubeyd’e faziletlerin timsali olan bir zattı. Allah’tan sakınır, Allah’ın emri ve Resulü’nün sünneti dairesinde hareket eder, züht ve takva içinde yaÅŸar, mütevazı, eÅŸitliÄŸi seven, merhametli bir insandı. Onun bütün iÅŸleri ve hareketlerinde Allah korkusu hâkimdi. Sanki Allah’ın bütün heybet ve celali daima onun gözü önündeydi. Hz Ebu Ubeyd’e son derece mütevazı bir zattı. O kadar ki takva itibariyle üstünlük sahibi olanları, üstün tutmakta asla tereddüt etmezdi. O Azığın en iyi takva olduÄŸunu.(Bakara-197) takva sahiplerine korku olmadığı. (Araf-35) Allah katında üstün deÄŸerli olan takvası yüksek olandır. (Hucurat-13) çok iyi biliyordu O, Åžam emeriyken, bir gün ÅŸu sözleri söylemiÅŸti: ‘’Ey insanlar! Ben KureyÅŸ’ten bir adamım. Fakat kırmızı; siyah bir kimse yoktur ki, takva itibariyle beni geçsinde ben: Ne olurdu keÅŸke bu adamın bedeni içinde yaÅŸayan ben olaydım! Demeyeyim.’’diyordu Hz Ömer ile olan diyalogu Halife Hz Ömer, Åžam’a gittiÄŸinde, kendisini karşılayan emirlere: “KardeÅŸim nerede?” diye sormuÅŸtu. Onlar halifeye kimden söz ettiÄŸini sorduklarında: “Ebu Ubeyd’e!”   cevabını almışlardı. Halife’ye “Ebu Ubeyd’e ÅŸimdi geliyor” demiÅŸler ve o sırada Ebu Ubeyd’e gelmiÅŸti. Hz Ömer ona: ‘’Haydi seni n evine gidelim’’ demiÅŸti. Ebu Ubeyd’e “Benim evime ne yapacaksınız?” demiÅŸti. Sonrada Halife’yi alıp evine götürmüştü. Halife, Ebu Ubeyd’e nin evinde bir ÅŸeyh görememiÅŸ ve ona şöyle demiÅŸti: “Nerede senin eÅŸyan? Burada bir keçe, bir kırba gibi ÅŸeylerden baÅŸka bir ÅŸey yok. Sen emirsin, senin burada yiyecek bir ÅŸeyin yok mu?” Bunun üzerine Hz Ebu Ubeyd’e, bir zembil içinden birkaç lokma çıkararak takdim etmiÅŸti. Bunu gören Halife aÄŸlamış ve şöyle demiÅŸti: “Ebu Ubeyd’e Dünya herkesi deÄŸiÅŸtirdi, yalnız seni deÄŸiÅŸtiremedi.” dedi. Bir defasında Hz Ömer Ebu Ubeyd’e nin ÅŸahsına dört bin dirhem göndermiÅŸ ve bu parayı ona götürecek elçiye: “Dikkat et, bakalım bu parayı ne yapacak?”demiÅŸti. Hz Ebu Ubeyd’e, bu parayı aldıktan sonra, hemen askerleri arasında taksim etmiÅŸti. Elçi geri döndüğü zaman durumu Halife’ye anlatmıştı. Halife Hz Ömer ÅŸunları söylemiÅŸti: “Allah’a hamd olsun ki Müslümanlar içinde böyle insanlar var.” Hz Ebu Ubeyd’e Åžam harekâtı esnasında baÅŸkumandan bulunuyordu. 1 Aralık Bizanslılar onunla müzakere isteyerek bir elçi göndermiÅŸlerdi. Bizans elçisi Ebu Ubeyd’e yi ihtiÅŸam içinde göreceÄŸini sanıyordu. Ne var ki baÅŸkumandanın kim olduÄŸunu bile seçememiÅŸti Müslümanlar hep bir arada oturuyor kimin kimden üstün olduÄŸunu gösterecek bir iÅŸaret yoktu. Bu durumda elçi Ebu Ubeyd’e nin kim olduÄŸunu sormak zorunda kalmış ve ancak ondan sonra Ebu Ubeyd’e yi tanıyabilmiÅŸti Hz Ebu Ubeyd’e Müslümanlar arasında eÅŸitliÄŸe fevkalade riayet ederdi. O baÅŸkumandanlığı üstlendiÄŸi sırada düşmanlardan biri bir Müslüman’a iltica etmiÅŸti. O Müslüman da onu himayesine almıştı. Mesele kumandanlar arsında söz konusu olmuÅŸ; Halid B. Velid ile Amr b. As onu böyle bir salahiyeti olmadığını söylemiÅŸlerdi. Hz Ebu Ubeyd’e Muhalefet EtmiÅŸ ve bir Müslüman’ın kendisine iltica eden adamı himaye edebileceÄŸini söylemiÅŸti.

  KAYNAKÇA
1-       İbn-Sad Tabakat
2-       İbn Hacer isabe
3-       Asrı Saadet
4-       Tablolar
5-       Åžerafettin KALAY(Peygamber Dostları)
6-       Muhammed Emin YILDIRIM
7-       Ahmet KURUCAN (Yeni Ümit)
8-       Dinibil.com

 

Yazarýn Eski Yazýlarý